YELİZ G.
Ara

Ürün Notları

Skincare içerik listesi nasıl okunur? INCI bize gerçekten ne söylüyor?

INCI listesi bize ne söyler, ne söylemez? İçerik sırası, %1 kuralı, parfum, alcohol, silikonlar, preservative'ler ve ingredient checker'ları nasıl okumamız gerektiğini sadeleştiriyoruz.

Yeliz G.27 dk okuma
Sade bir kozmetik şişesinin arkasındaki içerik listesinin yakın plan görüntüsü

Aqua.

Glycerin.

Niacinamide.

Propanediol.

Cetearyl Alcohol.

Dimethicone.

Phenoxyethanol.

Parfum.

Bir skincare ürününü çevirdiğinizde beauty dünyasının şiirsel dili bir anda bitiyor.

Ön tarafta:

Barrier Repair.

Glow Complex.

10X Hydration.

Cellular Longevity.

Arka tarafta ise:

Aqua, Glycerin, Caprylic/Capric Triglyceride…

İşte o arka taraf:

ingredient list - ürün bileşenleri listesi.

Ve çoğu zaman buna kısaca:

INCI listesi

diyoruz.

Peki gerçekten okuyabilir miyiz?

Daha önemlisi:

Bu liste bize ürünün iyi olup olmadığını söyleyebilir mi?

Kısa cevap:

Ingredient listesi çok değerli bir araçtır; ancak bir kozmetik formülün performansını tamamen çözebileceğiniz bir reçete değildir.

Türkiye'deki güncel Kozmetik Ürünler Yönetmeliği de ürün bileşenlerinin ambalajda belirtilmesini, genel olarak ürüne eklendikleri ağırlığa göre azalan sırada yazılmasını ve ortak bileşen adlandırmasında INCI dahil uluslararası nomenklatürlerin dikkate alınmasını öngörüyor. (Resmî Gazete)

Ama bu listenin ne söylediğini anlamak kadar:

ne söylemediğini bilmek de önemli.

Önce: INCI nedir?

INCI:

International Nomenclature of Cosmetic Ingredients.

Türkçesiyle:

Uluslararası Kozmetik Bileşenlerin Adlandırılması.

Ama INCI'yi bir:

“İyi ve kötü ingredient'ların resmi listesi.”

olarak düşünmeyin.

Esas olarak:

kozmetik bileşenlerin ortak isimlendirilmesini sağlayan nomenklatür sistemi.

Amaç, aynı maddenin farklı marka veya ülkelerde tamamen farklı ticari isimlerle yazılması yerine tüketicinin ve sektörün daha standart isimlerle karşılaşabilmesi.

Türkiye'nin 2023 Kozmetik Ürünler Yönetmeliği de TİTCK'nın, INCI'yi içeren uluslararası kabul görmüş isimlendirmeleri dikkate alan ortak bileşen adları sözlüğü yayımlamasını öngörüyor. (Resmî Gazete)

Avrupa Birliği'nde de Avrupa Komisyonu'nun ortak ingredient glossary sistemi uluslararası olarak tanınan isimlendirmeleri, özellikle INCI'yi dikkate alıyor. (European Commission)

Yani:

INCI esas olarak bir dil.

Kalite puanı değil.

Aqua neden neredeyse her şeyin başında?

Çünkü:

Aqua = water = su.

Su bazlı birçok serum, krem, lotion ve cleanser'ın formülünün büyük kısmını su oluşturabiliyor.

Bu nedenle listenin başında:

Aqua

görmek son derece normal.

Bu:

“Ürün sadece sudan oluşuyor.”

anlamına gelmiyor.

Formülasyonu bir tarif gibi düşünün.

Çorbanın büyük kısmı su olabilir.

Ama:

tuz,

yağ,

sebze,

baharat,

pişirme yöntemi

sonucu tamamen değiştirir.

Kozmetik formülde de:

oran + ingredient kombinasyonu + pH + emülsiyon sistemi + üretim yöntemi

önemli.

Ingredient'lar gerçekten en yüksekten en düşüğe mi sıralanıyor?

Genel olarak:

evet - ama kritik bir istisnayla.

Türkiye'deki Kozmetik Ürünler Yönetmeliği oldukça açık:

Ürün bileşenleri, kozmetiğe eklendikleri zamandaki ağırlıkları temel alınarak azalan ağırlık sırasıyla listelenir.

Ancak:

%1'den düşük konsantrasyondaki bileşenler, %1'in üzerindekiler sıralandıktan sonra kendi aralarında herhangi bir sırada yazılabilir. (Resmî Gazete)

Avrupa Birliği düzenlemesinde de aynı temel kural bulunuyor. (EUR-Lex)

ABD FDA etiketleme sisteminde de ingredients genel olarak azalan ağırlık sırasıyla yazılır; %1 veya daha düşük konsantrasyonlu ingredient'lar ise üst gruptan sonra herhangi bir sırada listelenebilir. (FDA)

İşte internette yapılan birçok ingredient analizi burada bozuluyor.

“Listenin sonundaysa işe yaramaz” doğru mu?

Hayır.

Çünkü bazı ingredient'ların zaten:

çok düşük konsantrasyonlarda kullanılması beklenir.

Örneğin:

retinoidler,

bazı peptide'lar,

koruyucular,

bazı aktifler,

fragrance bileşenleri

formülün küçük bir bölümünü oluşturabilir.

Bu onların otomatik olarak anlamsız olduğu anlamına gelmez.

Aynı şekilde bir ingredient'ın listenin üçüncü sırasında olması da:

klinik olarak etkili konsantrasyonda olduğunun garantisi değildir.

Ingredient sırası:

ipucu.

Kesin formül şifresi değil.

“İlk beş ingredient” kuralı ne kadar doğru?

Beauty internetinin sevdiği kurallardan biri:

“Bir ürünün ilk beş ingredient'ına bak. Geri kalan önemli değil.”

Bu biraz fazla kaba.

Evet, listenin başındaki maddeler çoğu formülün yapısının önemli kısmını oluşturur.

Ama bir ürünün temel fonksiyonunu sağlayan aktif:

ilk beşte olmak zorunda değil.

Retinol buna güzel örnek.

Bir retinol serumunda retinolün:

Aqua,

Glycerin,

Emollient,

Solvent

gibi ingredient'lardan sonra gelmesi normal olabilir.

Çünkü retinol:

%10-20 oranında kullanılmasını beklediğimiz bir ingredient değil.

Dolayısıyla ingredient listesi okurken:

“yukarıda = iyi, aşağıda = işe yaramaz”

mantığını bırakmak gerekiyor.

Peki listeden yüzdeyi tahmin edebilir miyiz?

Bazen yaklaşık fikir yürütülebilir.

Ama çoğu zaman:

kesin yüzde çıkaramazsınız.

Örneğin şöyle bir liste görüyorsunuz:

Aqua, Glycerin, Niacinamide, Propanediol…

Buradan niacinamide'in:

%3 mü,

%5 mi,

%8 mi

olduğunu bilmiyoruz.

Üretici ayrıca açıklamadıkça INCI size bu bilgiyi vermiyor.

Üstelik biraz önce gördüğümüz gibi:

%1 seviyesinin altına geldiğinizde sıralama artık kesin konsantrasyon sırasını bile göstermeyebilir. (Resmî Gazete)

Bu yüzden:

“Phenoxyethanol genellikle %1 civarında kullanılıyor, demek ki bundan sonraki her şey %1'in altında.”

gibi internet formülleri bazen tahmin yapmak için kullanılabilir.

Ama bunu:

kesin formül analizi

gibi sunmamak gerekir.

Markalar neden her ingredient'ın yüzdesini yazmıyor?

Çünkü genel kozmetik ingredient etiketlemesinde çoğu bileşenin yüzdesinin tek tek tüketiciye açıklanması zorunlu değil.

Marka isterse:

%10 Niacinamide

gibi yüzdeleri pazarlama ve ürün bilgisinin parçası olarak açıklayabilir.

Ama tam formülasyon:

ticari bilgi de olabilir.

ABD FDA etiketleme rehberinde de ingredient konsantrasyonlarının genel olarak etikette yazılmasının gerekmediği belirtiliyor. (FDA)

Türkiye'de de ambalajdaki bileşen listesi, her kozmetik ingredient'ın nicel yüzdesini tüketiciye açıklayan tam reçete değildir. Güncel yönetmelik ayrıca sorumlu kişinin ürünün nicel ve nitel bileşimine ilişkin belirli bilgileri düzenleyici gereklilikler çerçevesinde erişilebilir tutmasını öngörür; ancak tüketici etiketindeki INCI yine formülün bütün yüzdelerini göstermez. (Resmî Gazete)

O zaman “%10 Niacinamide” neden bazen listede üçüncü?

Çünkü gerçekten oldukça yüksek konsantrasyon olabilir.

Ama başka bir üründe:

Niacinamide

dördüncü sırada olup yüzde açıklanmamış olabilir.

Yüzdeyi bilmiyoruz.

İşte burada ön yüz ile arka yüz birlikte okunmalı.

Ön yüz:

10% NIACINAMIDE

diyorsa,

ingredient listesi de niacinamide içerdiğini gösteriyorsa,

elimizde daha fazla bilgi var.

Ama sadece:

“With Niacinamide”

diyorsa,

konsantrasyon hakkında aynı güvenle konuşamayız.

Yüksek yüzde daha iyi mi?

#13'te bunu konuştuk ama INCI okuryazarlığının merkezinde olduğu için tekrar edelim:

Hayır.

%20 niacinamide:

%5'ten otomatik olarak dört kat daha iyi değil.

%1 retinol:

%0.3'ten herkes için otomatik olarak daha iyi değil.

%30 acid:

%10'dan otomatik olarak daha sofistike değil.

Etkinlik:

konsantrasyon + form + vehicle + pH + stabilite + tolerans

toplamı.

Bazen daha yüksek konsantrasyon yalnızca:

daha fazla irritasyon

üretebilir.

Formülasyon kelimesi neden bu kadar önemli?

Çünkü skincare:

ingredient koleksiyonu değil.

Bir krem düşünün.

Aynı ürünün içinde:

su fazı,

yağ fazı,

emülgatör,

humectant,

emollient,

occlusive,

preservative,

pH ayarlayıcı,

stabilizatör,

aktif ingredient

birlikte çalışıyor.

Bir ingredient'ın teorik olarak iyi olması:

bitmiş ürünün iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Aynı şekilde “sıkıcı” görünen ingredient'lar da ürünün gerçekten çalışabilmesi için kritik olabilir.

“Inactive ingredient” gerçekten etkisiz mi?

Hayır.

Özellikle ABD'den gelen ürünlerde:

Active Ingredients

ve

Inactive Ingredients

ayrımını görebilirsiniz.

Bu düzenleyici bir sınıflandırma olabilir.

“Inactive” kelimesi:

“Bu ingredient'ın cilde hiçbir etkisi yok.”

demek değildir.

Bir “inactive” ingredient:

ürünün:

  • yayılmasını,
  • nemlendirme hissini,
  • stabilitesini,
  • korunmasını,
  • pH'ını,
  • kullanım konforunu belirleyebilir.

Dolayısıyla:

inactive ≠ önemsiz.

Glycerin listede yukarıdaysa iyi mi?

Genellikle hydration açısından olumlu bir işaret olabilir.

Glycerin:

son derece iyi bilinen bir humectant.

Ama “glycerin var” demek ürünün otomatik olarak mükemmel nemlendirici olduğu anlamına gelmiyor.

Formülün geri kalanında:

emollient,

occlusive,

film-forming sistemler

ve kullanım hissi de önemli.

Yine:

ingredient ≠ formula.

Dimethicone görünce korkmalı mıyız?

Hayır.

Dimethicone bir silikon.

Skincare'de:

  • yüzey pürüzsüzlüğü,
  • slip,
  • emollience,
  • bariyer hissi sağlamak için kullanılabilir.

Beauty internetinde bazen:

“silikon cildi boğar.”

gibi ifadeler görüyoruz.

Cildin akciğeri yok.

Dimethicone gibi silikonları:

“plastik tabaka = gözenekler nefes alamıyor”

mantığıyla değerlendirmek bilimsel bir yaklaşım değil.

Ürün cildinizde sorun yaratıyorsa kullanmazsınız.

Ama INCI'de silikon görmek:

kırmızı alarm

değil.

Cetearyl Alcohol? “Alcohol” yazıyor; kurutmaz mı?

İşte ingredient listesi okurken isimlerden korkmanın klasik örneği.

Cetearyl Alcohol

bir fatty alcohol.

Ethanol veya Alcohol Denat. ile aynı davranışa sahip değil.

Fatty alcohol'lar çoğu zaman:

  • emollient,
  • thickener,
  • emulsion stabilizer olarak kullanılır.

Dolayısıyla:

“Alcohol gördüm, ürün kurutur.”

çok geniş bir genelleme.

Ingredient'ın tam adına bakmak gerekiyor.

Peki Alcohol Denat. kötü mü?

Yine otomatik olarak değil.

Alcohol Denat. bazı formüllerde:

  • solvent,
  • hızlı kuruma,
  • hafif doku,
  • aktiflerin çözünmesi gibi işlevler görebilir.

Özellikle bazı sunscreen ve serum formüllerinin elegant hissetmesinin nedenlerinden biri olabilir.

Çok kuru veya hassas ciltte bazı kişiler bu tip formülleri daha az rahat bulabilir.

Ama ingredient listesinde:

Alcohol Denat.

görmek tek başına:

“Bu ürün kötü.”

sonucuna yetmez.

Formülasyonu ve kendi toleransınızı değerlendiriyoruz.

“Parfum” ne demek?

Türkiye'deki güncel Kozmetik Ürünler Yönetmeliği parfüm ve aromatik bileşimlerin:

“parfüm” veya “aroma”

terimleriyle belirtilebilmesine izin veriyor; ayrıca mevzuatta ayrı bildirimi gereken belirli bileşenlerin de listede ayrıca belirtilmesi gerekiyor. (Resmî Gazete)

Avrupa sisteminde de perfume/aromatic compositions genel olarak:

parfum / aroma

olarak gösterilebilir ve belirli fragrance allergen'ların eşik değerlerin üzerinde olması halinde ayrıca isimlendirilmesi gerekir. (EUR-Lex)

Yani:

Parfum tek bir molekül olmak zorunda değil.

Bir fragrance composition'ı temsil edebilir.

Peki Limonene, Linalool, Citral neden ayrıca yazıyor?

Çünkü bunlar belirli fragrance substances/allergens olabilir.

Avrupa Birliği fragrance-allergen etiketleme kuralları 2023'te genişletildi. Belirli fragrance allergen'ların leave-on ürünlerde %0,001, rinse-off ürünlerde %0,01 üzerinde bulunması halinde ayrı olarak ingredient listesinde belirtilmesi gereken düzenlemeler var. (EUR-Lex)

Buradaki amaç:

özellikle alerjisi olan tüketicinin ilgili maddeyi görebilmesi.

Ama:

Linalool görür görmez:

“Bu ürün herkese zararlı.”

demiyoruz.

Allergen:

herkeste alerji yapar

demek değildir.

Alerji geliştirmiş veya hassas bir kişide sorun yaratabilen madde anlamına gelebilir.

“Fragrance-free” ile “unscented” aynı mı?

Her pazarda kullanılan iddia dili aynı değil.

ABD'de FDA, “hypoallergenic”, “fragrance-free” ve “for sensitive skin” gibi ifadelerin tüketicinin düşündüğü kadar standart federal tanımlara sahip olmayabileceğini özellikle hatırlatıyor. Ayrıca fragrance bileşenlerinin bazı durumlarda genel olarak “fragrance/perfume” şeklinde listelenebileceğini belirtiyor. (FDA)

Bu nedenle özellikle fragrance alerjiniz varsa:

ön yüzdeki:

SENSITIVE

kelimesinden daha değerli olan şey çoğu zaman:

ingredient listesi + kendi bilinen alerjenleriniz.

“Hypoallergenic” yazıyorsa güvenli mi?

Hayır.

En azından bunu:

“alerji yapmaz” garantisi

olarak okuyamayız.

FDA, ABD'de “hypoallergenic” terimini düzenleyen federal bir standart veya tanım olmadığını açıkça belirtiyor. (FDA)

Bu ABD düzenleyici bağlamı.

Farklı pazarlarda iddia kuralları değişebilir.

Ama tüketici açısından ders aynı:

tek bir ön yüz kelimesi kişisel tolerans garantisi değildir.

“Dermatologist tested”?

Yine soru:

Ne test edildi?

Bitmiş ürün mü?

Kaç kişi?

Hangi cilt tipi?

Hangi süre?

Ne ölçüldü?

“Dermatologist tested” ingredient listesinde bulunmayan bir iddia.

Ve INCI size bu testin kalitesini anlatamaz.

İşte ingredient listesinin sınırlarından biri:

Formülü görürüz. Klinik kanıtı görmeyiz.

“Clinically proven”?

Aynı.

INCI listesine bakarak:

ürünün klinik olarak kanıtlanıp kanıtlanmadığını

anlayamazsınız.

İçindeki niacinamide üzerine 200 çalışma olabilir.

Ama bu spesifik bitmiş serumun:

  • hangi dozda,
  • hangi formülasyonla,
  • hangi popülasyonda,
  • hangi sonucu verdiği ayrı soru.

Bu yüzden ürün değerlendirirken:

ingredient evidence

ile

finished-product evidence

birbirinden ayrılmalı.

“Natural” ingredient daha mı güvenli?

Hayır.

FDA da ingredient'ın doğal veya sentetik kaynağının tek başına güvenliğini belirlemediğini ve “natural” ifadesinin otomatik olarak daha güvenli anlamına gelmemesi gerektiğini belirtiyor. (FDA)

Lavender oil doğal.

Limonene doğal olarak oluşabilir.

Citrus essential oil doğal.

Ama doğal olması:

irritasyon veya alerji potansiyelini sıfırlamaz.

Aynı şekilde sentetik olması da:

otomatik olarak zararlı

demek değildir.

“Clean” ingredient listesi diye bir şey var mı?

Beauty retail dünyasında var.

Bilimde tek bir evrensel standart olarak:

hayır.

Bir mağaza:

parabenleri dışarıda bırakabilir.

Başka biri silikonları.

Bir diğeri mineral oil'i.

Başka biri fragrance'ı.

Dolayısıyla:

CLEAN

etiketini gördüğümüzde:

“Neye göre?”

sorusunu sormalıyız.

INCI:

ingredient'ın adını verir.

“Clean”:

bir markanın veya platformun kendi seçim sistemini anlatabilir.

Aynı şey değil.

Paraben görünce kaçmalı mıyız?

Bütün preservative ailesini tek kelime üzerinden kötü ilan etmek iyi ingredient okuryazarlığı değil.

Kozmetik ürün özellikle su içeriyorsa:

mikrobiyal bozulmaya karşı korunması gerekir.

Koruyucunun görevi:

üründe bakteri, maya veya küf gelişimini kontrol etmek.

Yani preservative:

gereksiz toksik katkı

olarak değil,

formülün güvenlik sistemlerinden biri

olarak düşünülebilir.

Bazı kişiler belirli koruyuculara alerjik olabilir.

Bu:

bütün koruyucular kötü

demek değil.

Phenoxyethanol?

Çok sık gördüğümüz preservative.

Internet ingredient checker'larında bazen büyük kırmızı ünlemle çıkabiliyor.

Ama bir ingredient'ı yalnızca var/yok üzerinden değerlendirmek yetmez.

Toksikolojinin temel sorularından biri:

dose - maruziyet miktarı.

Bir maddenin yüksek deneysel dozlarda belirli sonuçlar oluşturabilmesi, kozmetik kullanım düzeyinde aynı sonucu oluşturduğunu göstermez.

Bu yüzden gerçek güvenlik değerlendirmesi:

ingredient + konsantrasyon + maruziyet yolu + kullanım koşulu

ile yapılır.

Preservative-free daha iyi mi?

Hayır.

Özellikle su bazlı bir kozmetikte:

koruyucu sistem nasıl sağlanıyor?

diye sormak gerekir.

Bazı formüller gerçekten klasik koruyucu kullanmadan farklı self-preserving sistemlerle tasarlanabilir.

Ama sadece:

PRESERVATIVE-FREE

kelimesi ürünün daha güvenli veya daha kaliteli olduğunu kanıtlamaz.

Güvenli kozmetik:

mikrobiyolojik olarak da güvenli olmalı.

Ingredient checker uygulamaları işe yarıyor mu?

Sınırlı biçimde.

Bir ingredient'ın:

ne olduğunu,

genel fonksiyonunu,

alternatif adını

bulmak için çok kullanışlı olabilir.

Ama renk kodlu:

🟢 iyi

🟡 orta

🔴 kötü

yaklaşımının ciddi sınırları var.

Çünkü kozmetik güvenliği çoğu zaman:

maddenin varlığından çok doz ve formülasyona

bağlı.

Bir ingredient:

%0,1'de başka,

%20'de başka

davranabilir.

Rinse-off:

başka.

Leave-on:

başka.

Göz çevresi:

başka.

Bu yüzden INCI checker:

sözlük olarak iyi.

Dermatolog, toksikolog ve formülasyon laboratuvarının yerine geçmez.

EWG puanı veya “toxicity score”?

Burada da aynı prensip.

Tek sayı:

karmaşık toksikolojiyi aşırı basitleştirebilir.

Hazard ile risk aynı şey değil.

Bir maddenin belirli koşullarda zarar oluşturabilme potansiyeli:

hazard.

Gerçek kullanım koşullarındaki zarar ihtimali:

risk.

Su bile yeterli dozda tehlikeli olabilir.

Bu nedenle kozmetik ingredient'larda:

“Bu madde tehlikeli olabilir”

ile

“Bu üründeki kullanım biçimi tüketici için kabul edilemez risk oluşturuyor”

aynı cümle değil.

CosIng'de ingredient varsa güvenli ve onaylı mı?

Hayır.

Avrupa Komisyonu bu konuda özellikle uyarıyor.

CosIng veri tabanında bir ingredient'ın yer alması:

o ingredient'ın kozmetikte kullanım için onaylandığı anlamına gelmez.

CosIng bilgilendirme amaçlı bir veri tabanıdır; yasal kullanım koşulları ilgili kozmetik mevzuatı ve eklerinden belirlenir. (European Commission)

Bu çok önemli.

Yani:

“CosIng'de buldum, demek ki Avrupa bu ingredient'ı güvenli ilan etmiş.”

doğru değil.

CosIng:

bilgi kaynağı.

Tek başına izin mührü değil.

Aynı ingredient'ın birden fazla adı olabilir mi?

Evet.

Kimyasal maddelerin:

  • INCI adı,
  • CAS numarası,
  • ticari ham madde adı,
  • kimyasal adı birbirinden farklı olabilir.

Örneğin Vitamin B3 dediğimiz ingredient:

INCI'de genellikle:

Niacinamide

olarak karşımıza çıkar.

Vitamin C ise daha da karmaşık.

“Ascorbic Acid” bir form.

“Ascorbyl Glucoside” başka.

“Sodium Ascorbyl Phosphate” başka.

“Tetrahexyldecyl Ascorbate” başka.

Ön yüzde hepsinin üzerinde:

Vitamin C

yazabilir.

INCI'ye bakmanın faydası burada ortaya çıkıyor:

Hangi form?

Retinolde de aynı şey mi?

Kesinlikle.

Ön yüz:

Vitamin A Complex

diyebilir.

Arka yüz:

Retinol.

Retinal.

Retinyl Palmitate.

Hydroxypinacolone Retinoate.

gibi farklı isimler gösterebilir.

Bunların:

kimyasal yapısı,

dönüşüm yolları,

kanıt tabanı,

irritasyon profili

aynı değil.

Bu nedenle ingredient listesi:

marketing umbrella kelimesini gerçek moleküle çevirmenin

en iyi yollarından biri.

“Peptide complex” ne?

İşte INCI burada da perdeyi biraz açabilir.

Ön tarafta:

5D PEPTIDE MATRIX

yazıyor.

Arka tarafta belki:

Palmitoyl Tripeptide-1.

Palmitoyl Tetrapeptide-7.

Copper Tripeptide-1.

Acetyl Hexapeptide-8.

gibi spesifik peptide isimleri var.

Böylece:

“peptide”

kelimesinin arkasında gerçekten ne bulunduğunu görüyorsunuz.

Ama yine:

adı görmek konsantrasyonu veya klinik sonucu söylemez.

“Ceramide complex” nasıl okunur?

INCI'de:

Ceramide NP.

Ceramide AP.

Ceramide EOP.

gibi isimler görebilirsiniz.

Bunlar gerçekten farklı ceramide sınıfları.

Ama ürünün iyi bariyer ürünü olup olmadığı yalnızca:

kaç çeşit ceramide yazdığıyla

anlaşılmaz.

Cholesterol.

Fatty acids.

Emollient sistem.

Occlusion.

Formülün lamellar yapısı.

Bunların hepsi önemli olabilir.

Yani:

3 Ceramides

pazarlama açısından anlaşılır.

Ama formül bilimi bundan daha büyük.

“Hyaluronic Acid” neden bazen Sodium Hyaluronate yazıyor?

Çünkü hyaluronic acid farklı tuz ve moleküler formlarda kullanılabilir.

Sodium Hyaluronate

hyaluronic acid'in sodyum tuzu.

Ayrıca hydrolyzed veya crosspolymer gibi farklı biçimleri de görebilirsiniz.

Marka ön yüzde:

Hyaluronic Acid

şemsiye terimini kullanabilir.

INCI ise hangi formun kullanıldığı hakkında daha fazla bilgi verebilir.

“Low molecular weight” bilgisini INCI'den anlayabilir miyiz?

Çoğu zaman hayır.

Bazen kullanılan INCI ismi:

Hydrolyzed Hyaluronic Acid

gibi ek bilgi verebilir.

Ama spesifik moleküler ağırlık dağılımını:

ingredient listesinden kesin çıkaramazsınız.

Bu bilgi:

ürünün teknik dosyası veya marka açıklamasında olabilir.

Tekrar:

INCI bize çok şey söylüyor. Her şeyi değil.

pH'ı ingredient listesinden anlayabilir miyiz?

Genellikle hayır.

Citric Acid gördünüz.

Ürün mutlaka çok asidik değil.

Sodium Hydroxide gördünüz.

Ürün mutlaka yüksek pH değil.

Çünkü bunlar:

pH ayarlayıcı

olarak çok düşük miktarlarda kullanılabilir.

Bitmiş ürünün gerçek pH'ını:

INCI sırasından güvenilir biçimde hesaplayamazsınız.

Özellikle:

Vitamin C,

AHA,

BHA

gibi ingredient'larda pH etkinlik ve tolerans açısından önemli olabilir.

Ama bunu yalnızca arka etiketten çözemeyebilirsiniz.

“Citric Acid son sırada, demek ki peeling yapıyor” mu?

Hayır.

Citric acid çok düşük konsantrasyonda:

pH ayarlamak

için bulunabilir.

Formülde AHA olmasının otomatik olarak:

exfoliating product

anlamına gelmemesinin güzel örneği.

Ingredient'ın:

neden kullanıldığı

önemli.

Yalnızca:

“Bu molekülün teorik olarak yapabildiği şeyler”

değil.

Bir ingredient'ın fonksiyonunu nereden bulabiliriz?

Avrupa Komisyonu'nun CosIng veri tabanı ingredient'larla ilgili isim ve fonksiyon bilgisi araştırmak için yararlı başlangıç noktalarından biri. Ancak Komisyon bunun bilgilendirme amaçlı olduğunu ve tek başına bir kullanım izni anlamına gelmediğini açıkça belirtiyor. (European Commission)

Örneğin bir ingredient'ın:

emollient,

humectant,

preservative,

surfactant,

UV filter

gibi kozmetik fonksiyonlarla ilişkilendirildiğini görebilirsiniz.

Ama yine:

fonksiyon etiketi = bitmiş üründeki klinik etki

değil.

Surfactant ne demek?

Cleanser ve şampuanlarda çok sık gördüğümüz ingredient ailesi.

Surfactant'lar:

yağ ve su arasındaki etkileşimi değiştirerek temizlemeye yardımcı olabilir.

Örneğin:

Sodium Laureth Sulfate.

Cocamidopropyl Betaine.

Decyl Glucoside.

Ama yine tek tek:

Sulfate-free = iyi

Sulfate = kötü

gibi bir denklem doğru değil.

Temizleyicinin sertliği:

tek surfactant isminden değil,

bütün surfactant sisteminden

etkilenir.

SLS ve SLES aynı şey mi?

Hayır.

İsimleri benziyor:

Sodium Lauryl Sulfate.

Sodium Laureth Sulfate.

Ama kimyasal olarak aynı değiller.

Bu da ingredient listesi okurken:

kelimenin yarısını okuyup karar vermemenin

iyi örneği.

Aynı mantık:

Alcohol.

Fatty alcohol.

Silicone.

Oil.

Acid.

gibi geniş kategoriler için de geçerli.

“Oil” gördüm, acne yapar mı?

Bunu ingredient isminden tek başına kesinleştiremeyiz.

Akne eğilimli bir kişinin belirli bir yağ veya emollient ile sorun yaşaması mümkün.

Ama:

oil = comedogenic

diye evrensel kural yok.

Bir ingredient'ın “comedogenic rating” tablosunda 3/5 görünmesi de bitmiş ürünün kesinlikle sivilce oluşturacağı anlamına gelmez.

Çünkü:

  • konsantrasyon,
  • formül,
  • cilt,
  • uygulama miktarı değişiyor.

“Non-comedogenic” ne kadar güvenilir?

Yararlı bir ürün tasarım sinyali olabilir.

Ama:

hiç kimseye komedon yapmayacağı garantisi

değil.

Akne son derece kişisel.

Bir kişinin mükemmel bulduğu sunscreen başka kişide breakout yaratabilir.

Bu yüzden:

ingredient checker'da tek bir emollient görüp ürünü çöpe atmak yerine:

bitmiş ürün + kendi cilt davranışınız

daha değerli.

Ingredient listesinde bitki isimleri neden Latince?

Botanical ingredient'larda sık sık:

Centella Asiatica Extract

Camellia Sinensis Leaf Extract

Aloe Barbadensis Leaf Juice

gibi isimlerle karşılaşıyoruz.

Standart isimlendirme sistemleri bitkisel kaynakların daha doğru tanımlanmasına yardımcı oluyor.

Ama:

botanical = active

veya

botanical = gentle

sonucuna atlamıyoruz.

Bitkisel ingredient:

fonksiyonel olabilir.

İrritan olabilir.

Fragrance amacı taşıyabilir.

Antioksidan özellik gösterebilir.

Yine bağlam.

“Extract” gördüğümüzde yüzdeyi biliyor muyuz?

Hayır.

Üstelik başka bir complication var:

Bir botanical raw material kendi içerisinde:

su,

glycerin,

solvent,

bitki ekstraktı

karışımı olarak gelebilir.

Bitmiş ürün ingredient listesinde bunların nasıl deklarasyonunun yapıldığı kullanılan hammadde ve etiketleme kurallarına bağlı olabilir.

Dolayısıyla:

%5 Centella complex

ile:

%5 saf Centella molekülü

aynı şey olmak zorunda değil.

Bu yüzden “%80 snail”, “%70 rice”, “%90 centella” gibi pazarlama yüzdelerinde:

yüzdenin tam olarak neyi ifade ettiğini

sormak değerli olabilir.

Fermented ingredient daha mı iyi?

Fermentation kozmetik hammadde geliştirmede gerçek bir yöntem.

Ama:

fermented = daha etkili

şeklinde evrensel bir kural yok.

Fermentasyon:

moleküler profili,

çözünürlüğü,

duyusal özellikleri

değiştirebilir.

Ama bitmiş üründe klinik olarak daha iyi sonuç verdiğini göstermek:

ayrı kanıt.

Vegan ürün ingredient listesinden anlaşılır mı?

Her zaman değil.

Bazı ingredient'ların kökeni:

hayvansal,

bitkisel,

sentetik

olabilir.

Örneğin aynı kimyasal yapı farklı kaynaklardan üretilebilir.

INCI adı:

kaynağı her zaman söylemez.

Dolayısıyla veganlık için:

markanın tedarik zinciri ve sertifikasyon bilgisi

INCI'den daha açıklayıcı olabilir.

Cruelty-free INCI'den anlaşılır mı?

Hayır.

Çünkü cruelty-free:

ingredient'ın kimliği değil, test ve tedarik politikasıyla ilgili bir iddia.

Aynı INCI listesine sahip iki marka:

farklı test politikalarına sahip olabilir.

Ingredient listesi:

ürünün etik üretim politikasını göstermez.

“Organic” INCI'den anlaşılır mı?

Her zaman değil.

Bir ingredient organik tarımla üretilmiş olabilir ama INCI adı:

aynı molecule veya bitki adını taşıyabilir.

“Organic” iddiası için:

sertifika ve ilgili pazarın düzenlemesi

ayrı konu.

FDA da doğal/organik kaynak terimlerinin tek başına ürünün güvenliğini belirlemediğini özellikle vurguluyor. (FDA)

Nano ingredient nasıl anlaşılır?

Türkiye açısından çok net bir etiketleme detayı var.

Güncel Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, nanomateryal formunda bulunan bileşenlerin ingredient listesinde açıkça belirtilmesini ve adlarının yanında parantez içerisinde:

“nano”

ifadesinin yazılmasını öngörüyor. (Resmî Gazete)

Örneğin bir etikette:

Titanium Dioxide [nano]

benzeri bir tanımlama görebilirsiniz.

Bu:

“tehlikeli ingredient” uyarısı

değil.

Materyalin nano formda bulunduğuna ilişkin etiket bilgisi.

CI numaraları ne?

Özellikle makyaj, tinted sunscreen ve renkli ürünlerde:

CI 77491

CI 77492

CI 77891

gibi kodlarla karşılaşabilirsiniz.

CI:

Colour Index.

Türkiye'deki yönetmelikte de uygun durumlarda renk maddeleri için CI sisteminin kullanılabileceği belirtiliyor. (Resmî Gazete)

Örneğin iron oxides gibi pigmentler bu kodlarla görülebilir.

Bu nedenle tinted sunscreen'de:

iron oxide pigmentlerini bazen doğrudan isimle,

bazen CI numaralarıyla

görebilirsiniz.

“May contain / +/-” ne demek?

Özellikle farklı renk tonları olan dekoratif kozmetiklerde bütün renk pigmentlerini her ton için ayrı ayrı listelemek pratik olmayabilir.

Türkiye'deki yönetmelik belirli renkli kozmetiklerde renk çeşitleri içerisindeki boyar maddelerin:

“içerebilir”

ifadesi veya:

+/-

işaretiyle listelenmesine izin veriyor. (Resmî Gazete)

Yani fondöteninizde:

+/- CI 77491, CI 77492…

görürseniz bu garip bir kimya denklemi değil.

Farklı renk varyantlarında bulunabilecek pigmentleri gösteriyor olabilir.

INCI formülün eski veya yeni olduğunu gösterir mi?

Bazen markalar reformulation yaptığında ingredient listesi değişir.

Bu nedenle online inceleme okurken:

aynı ürünün hangi versiyonunun incelendiğine

bakmak önemli.

2023 videosunda incelenen serumun formülü:

2026'da farklı olabilir.

Bir retailer sayfasındaki eski ingredient listesi de güncel ürünle birebir aynı olmayabilir.

Bu nedenle en güvenilir kaynak genellikle:

elinizdeki ürünün ambalajı

ve markanın güncel resmi ürün bilgisidir.

Aynı ürün farklı ülkelerde farklı olabilir mi?

Evet.

Bir markanın aynı ürün adı:

  • farklı UV filtre mevzuatı,
  • fragrance düzenlemeleri,
  • preservative kısıtlamaları,
  • ürün sınıflandırmaları nedeniyle farklı pazarlarda küçük veya büyük formül farklarına sahip olabilir.

Bu özellikle:

sunscreen

kategorisinde çok belirgin.

Dolayısıyla ABD'deki influencer'ın elindeki ürünün INCI'si ile Türkiye'de satın aldığınız versiyon aynı olmayabilir.

INCI değişirse ürün kötüleşmiş mi demek?

Hayır.

Reformulation:

maliyet,

hammadde bulunabilirliği,

yeni mevzuat,

stabilite,

doku,

consumer feedback,

sürdürülebilirlik,

yeni teknoloji

gibi onlarca nedenle yapılabilir.

İnternette:

“Formülü değiştirmişler, mahvetmişler.”

yorumunu sık görürsünüz.

Bazen gerçekten kullanıcı yeni formülü daha az sevmiştir.

Ama yalnızca ingredient sırasının değişmesi:

ürünün objektif olarak kötüleştiğini

göstermez.

Ingredient listesi bize ürünün stabilitesini söyler mi?

Tam olarak hayır.

Vitamin C serumunda:

Ascorbic Acid

gördünüz.

Güzel.

Ama:

pH kaç?

Ürün oksijenden nasıl korunuyor?

Ambalaj ne kadar geçirgen?

Antioksidan stabilizasyon sistemi var mı?

Ürün üretildiğinden beri ne kadar bekledi?

Bunları INCI'den tamamen çıkaramazsınız.

Bu yüzden aynı:

15% Vitamin C

iddiasına sahip iki serum pratikte çok farklı olabilir.

Ambalaj neden INCI kadar önemli olabilir?

Çünkü bazı aktifler:

ışığa,

havaya,

sıcağa

karşı hassas.

Retinoid.

Ascorbic acid.

Bazı antioksidanlar.

Bu nedenle:

opak ambalaj,

airless pump,

uygun şişe sistemi

formülün gerçek yaşam performansını etkileyebilir.

Ingredient listesi mükemmel olabilir.

Ama ürün yanlış ambalajda hızla degrade oluyorsa:

kağıt üzerindeki formül yeterli değil.

Koku, renk veya doku değişirse?

FDA tüketicilere kozmetiklerin yanlış depolama veya zaman içerisinde bozulabileceğini; kötü koku, renk değişikliği veya yabancı madde fark edildiğinde ürünün kullanılmaması gerektiğini hatırlatıyor. (FDA)

Yani:

INCI aynı kalabilir.

Ama ürünün kendisi artık aynı durumda olmayabilir.

Formül:

etiketten ibaret değil.

PAO sembolü nedir?

Üzerinde:

6M

12M

24M

yazan açık kavanoz sembolünü görmüş olabilirsiniz.

Bu:

Period After Opening.

Yani ürünün açıldıktan sonra güvenli/kullanılabilir kabul edildiği süreyi ifade eder.

Türkiye'deki Kozmetik Ürünler Yönetmeliği de minimum dayanma süresi 30 ayı aşan belirli kozmetiklerde açıldıktan sonraki güvenli kullanım süresinin belirtilmesini öngörüyor. (Resmî Gazete)

Ingredient listesi kadar küçük ama oldukça kullanışlı bir ambalaj detayı.

“Water first” ürün kalitesiz mi?

Hayır.

Bu bazen premium beauty tartışmalarında çıkıyor:

“İlk ingredient su; parayı suya veriyorsunuz.”

Su:

son derece iyi bir solvent.

Birçok aktif maddenin taşınması ve hafif formüllerin oluşturulması için temel.

Bir parfümde ilk ingredient ethanol olabilir.

Bir balm'da yağ.

Bir serumda su.

Bu:

ürünün dolandırıcılık olduğunu değil, ürün formatını

gösterebilir.

“Aloe first” sudan daha mı premium?

Şart değil.

Bir marka su yerine:

aloe juice,

ferment filtrate,

thermal water,

botanical water

gibi materyalleri base olarak kullanabilir.

Bunlar formülün özelliklerini değiştirebilir.

Ama:

ilk ingredient'ın daha egzotik görünmesi = daha etkili ürün

kuralı yok.

Aqua sıkıcı.

Ama kozmetik bilimi sıkıcı şeyleri de seviyor.

Ingredient sayısı ne kadar azsa ürün o kadar iyi mi?

Hayır.

10 ingredient'lık serum:

40 ingredient'lık serumdan otomatik olarak daha saf veya güvenli değil.

Bir ürünün:

stabil,

mikrobiyolojik olarak güvenli,

iyi yayılan,

hoş hissedilen

bir formül olması için birçok yardımcı bileşene ihtiyaç duyulabilir.

Minimalist skincare konuşurken bunu #20'de ayırmıştık:

minimalist rutin ≠ minimal ingredient listesi.

Uzun ingredient listesi kötü mü?

Hayır.

Ama bir avantajı var:

okuması daha zor. :)

Onun dışında kalite hakkında tek başına hüküm vermez.

Bazen son derece sofistike bir sunscreen'in ingredient listesi uzun olabilir çünkü:

UV filters,

film formers,

solvents,

emollients,

stabilizers,

preservatives,

pigments

bir arada çalışıyor.

Tam da bu nedenle sunscreen'i yalnızca:

“filtre listesine”

indirgemek doğru değil.

Peki kısa listeli ürün hassas cilt için daha mı iyi?

Bazen pratik olarak avantajlı olabilir.

Özellikle bilinen alerjisi olan kişide daha az ingredient:

potansiyel tetikleyiciyi azaltabilir.

Ama 8 ingredient'lı ürünün içinde sizin spesifik alerjeniniz varsa:

liste kısa diye fayda sağlamaz.

30 ingredient'lı başka bir ürün:

sizin için tamamen problemsiz olabilir.

Yani:

daha az temas noktası bazen yardımcıdır.

Ama:

kısa INCI = hypoallergenic

değil.

“Sensitive skin” yazısını mı, INCI'yi mi dikkate alalım?

İkisini de.

Ama spesifik bir alerjiniz varsa:

ingredient listesi daha somut bilgi sağlar.

FDA de alerjisi bilinen tüketicilere ürün ingredient listelerini inceleyerek kendi tetikleyicilerinden kaçınmalarını öneriyor. (FDA)

Şiddetli veya tekrarlayan kontakt reaksiyonlarda ise internetten ingredient avı yerine:

dermatolojik patch testing

daha anlamlı olabilir.

Bütün “kötü” ingredient'ları ezberlemeli miyiz?

Bence hayır.

Bu skincare'i gereksiz korkutucu hale getiriyor.

İyi ingredient okuryazarlığı:

500 molekül ezberlemek

değil.

Şu ayrımları yapabilmek:

Ingredient mı?

Formül mü?

Konsantrasyon belli mi?

İddia mı?

Klinik veri mi?

Kişisel alerjen mi?

Pazarlama terimi mi?

Bunlar çok daha değerli.

Peki pratikte bir skincare INCI'sini nasıl okuyalım?

Yeliz G. olarak bunu tek bir hızlı kontrol listesine indiriyorum:

  1. Önce ürünün ne yapması gerektiğini belirleyin. Nemlendirici mi, retinoid mi, exfoliant mı, sunscreen mi? Ingredient listesi amacın arkasından okunur.
  2. İlk bölüm formülün temelini anlamanıza yardımcı olur. Su, humectant, emollient ve solvent sistemi ürünün dokusu hakkında fikir verebilir; fakat tek başına kaliteyi belirlemez.
  3. Hero ingredient'ın gerçek INCI adını bulun. “Vitamin C”, “peptide complex”, “ceramide technology” gibi pazarlama terimlerini gerçek moleküle çevirin.
  4. Yüzde açıklanmışsa kullanın; açıklanmamışsa tahminle kesin konuşmayın. Özellikle %1'in altındaki ingredient sırası kesin yüzde sırası değildir. (Resmî Gazete)
  5. Kişisel tetikleyicilerinize bakın. Bilinen fragrance allergen, preservative veya başka bir alerjeniniz varsa liste burada gerçekten çok değerlidir.
  6. Kırmızı-yeşil ingredient checker puanını nihai karar yapmayın. Doz, kullanım şekli ve bütün formül önemlidir.
  7. Ambalajı ve kullanım biçimini de değerlendirin. Özellikle hassas aktiflerde formül kadar packaging önemlidir.
  8. Bitmiş ürün kanıtını ingredient kanıtından ayırın. İyi ingredient, iyi ürün için olumlu işaret olabilir; klinik performans garantisi değildir.

İşte bu kadar.

INCI okumak için kozmetik kimyageri olmanıza gerek yok.

Doğru soruları sormanız yeterli.

Yeliz G. bir serumun arkasını nasıl okur?

Hayali bir ürün düşünelim:

Aqua, Glycerin, Niacinamide, Propanediol, Squalane, Panthenol, Hydroxyethylcellulose, Phenoxyethanol, Sodium Hyaluronate, Citric Acid.

İlk bakışta ne söyleyebiliriz?

Su bazlı.

Glycerin yüksek sıralarda.

Niacinamide belirgin şekilde erken geliyor.

Squalane ile emollient destek var.

Panthenol var.

Sodium hyaluronate var.

Citric acid büyük ihtimalle düşük konsantrasyonda olabilir ve pH ayarı için kullanılmış olabilir.

Güzel.

Peki ne söyleyemeyiz?

Niacinamide tam yüzde kaç?

Sodium hyaluronate'in molecular weight'i ne?

Ürünün pH'ı kaç?

Klinik olarak pigmentasyonu ne kadar azaltıyor?

Formül üç ay sonra stabil mi?

Cildinizde sivilce yapacak mı?

INCI burada biter.

Sonra ürün bilimi başlar.

Bir başka örnek

Ön yüzde:

“20% Botanical Antioxidant Complex.”

Arka yüzde:

Aqua, Glycerin, Propanediol, Camellia Sinensis Leaf Extract, Centella Asiatica Extract…

Burada “%20”:

hangi karışımın yüzdesi?

Hammadde çözeltisinin mi?

Saf ekstrakt solids'in mi?

Birden fazla ingredient'ın toplamının mı?

Marka bunu açıklıyorsa güzel.

Açıklamıyorsa:

20% rakamı tek başına düşündüğümüz kadar bilgi taşımayabilir.

Bu yüzden marketing yüzdesi gördüğümüzde soruyoruz:

%20 neyin?

“1% peptide complex” ne demek?

Benzer problem.

Kompleks ham maddesi:

peptide + water + glycerin + preservative

içerebilir.

Ürünün:

%1 kompleks

içermesi,

%1 saf peptide

içerdiği anlamına gelmeyebilir.

Bu yanlış veya yanıltıcı olmak zorunda değil.

Hammadde ticari olarak böyle sunulabilir.

Ama tüketici olarak:

active concentration

ile

raw-material concentration

aynı şey olmayabilir.

Patentli ingredient daha mı iyi?

Patent:

bilimsel etkinlik sertifikası

değildir.

Bir molekül,

formülasyon yöntemi,

taşıma sistemi

veya kullanım teknolojisi patentli olabilir.

Bu inovasyon açısından ilginç.

Ama:

patent = klinik olarak daha iyi

sonucunu otomatik olarak doğurmaz.

Yine bitmiş ürün verisine bakıyoruz.

“Proprietary complex” INCI'de görünür mü?

Marka ön yüzde kendi ticari kompleks adını kullanabilir.

Ama ingredient declaration'da genellikle bileşenlerin ilgili ortak ingredient adlarıyla gösterilmesi gerekir.

Türkiye'de de ürün bileşenlerinin ortak bileşen isimleri sözlüğü kullanılarak belirtilmesi öngörülüyor. (Resmî Gazete)

Bu nedenle:

YELIZ-G CELLULAR MATRIX™

gibi hayali bir kompleks ön yüzde yazabilir.

Ama arkada bunun:

Glycerin, Niacinamide, Peptide X…

gibi gerçek bileşenlerini görmeyi beklersiniz.

Pazarlama ismi:

formülün bilimsel adı değil.

Ingredient listesi bize ürünün yasal olarak güvenli olduğunu garanti eder mi?

Tek başına hayır.

Ingredient listesi tüketici şeffaflığı açısından çok önemli.

Ama ürün güvenliği:

  • hammaddelerin kalitesi,
  • kontaminasyon kontrolü,
  • üretim,
  • stabilite,
  • mikrobiyolojik güvenlik,
  • ambalaj,
  • kullanım koşulları gibi başka alanları da içeriyor.

Türkiye'deki Kozmetik Ürünler Yönetmeliği de yalnızca etiket değil; güvenlilik değerlendirmesi, ürün bilgi dosyası, iyi imalat uygulamaları ve piyasa gözetimi gibi daha geniş bir düzenleyici sistem kuruyor. (Resmî Gazete)

Yani:

INCI güvenlik sisteminin görünen parçası. Tamamı değil.

Peki sahte veya kaynağı belirsiz üründe?

Ingredient listesi çok profesyonel görünebilir.

Ama ambalajın üzerine yazı basmak kolay.

Bu nedenle özellikle yüksek riskli ürünlerde:

ürünün:

yetkili satıcıdan,

güvenilir tedarik zincirinden,

doğru ambalajla

gelmesi de önemli.

Harika bir INCI listesi:

sahte ürünü gerçek yapmaz.

Ingredient listesine neden bakıyoruz o zaman?

Çünkü hâlâ tüketici olarak sahip olduğumuz en güçlü araçlardan biri.

INCI sayesinde:

marketing dilini kontrol edebiliriz.

Gerçekten retinol var mı?

Vitamin C'nin hangi formu?

Fragrance var mı?

Bilinen alerjenim var mı?

Hangi UV filtreleri kullanılmış?

Ceramide türleri ne?

Peptide hangisi?

Tinted sunscreen'de pigment var mı?

Ve belki en önemlisi:

markanın anlattığı hikâyeyle şişenin içerisindeki formül arasında mantıklı bir bağlantı var mı?

Bu az şey değil.

Sadece INCI'yi:

ürün hakkında bilinebilecek her şeyi söyleyen sihirli kod

haline getirmemeliyiz.

INCI bize ne söylemez?

Belki bütün yazının en önemli bölümü bu.

INCI size çoğu zaman doğrudan:

tam konsantrasyonu,

ürünün pH'ını,

hammaddenin kalitesini,

moleküler ağırlığı,

stabiliteyi,

penetrasyonu,

üretim yöntemini,

klinik sonucu,

sensory feel'i,

kişisel toleransınızı

söylemez.

Bu yüzden iki influencer aynı ingredient listesine bakıp:

biri:

“Mükemmel.”

diğeri:

“Çöp.”

diyebilir.

Çünkü listeden gerçekte öğrenebileceğimizden daha fazlasını çıkarmaya çalışıyor olabilirler.

INCI bize ne söyler?

Çok şey.

Ürünün:

hangi ingredient'ları içerdiğini,

formülün genel yapısı hakkında bazı ipuçlarını,

hero ingredient'ın gerçek kimliğini,

belirli kişisel alerjen veya hassasiyet unsurlarını,

bazı ingredient familyalarını,

bazı pigment ve nano bilgilerini

gösterebilir.

Türkiye açısından %1'in üzerindeki ingredient'larda sıralama da formülün göreli yapısı hakkında ek ipucu sağlar. (Resmî Gazete)

Yani:

INCI değerli.

Sadece doğru işi yaptırırsak.

Kısaca

INCI nedir?

Kozmetik bileşenler için kullanılan uluslararası isimlendirme sistemidir. Türkiye'deki güncel mevzuat da ortak bileşen isimlendirmesinde INCI dahil uluslararası nomenklatürleri dikkate alır. (Resmî Gazete)

Ingredient'lar çoktan aza mı sıralanır?

Genel olarak evet. Türkiye'de %1 üzerindeki bileşenler azalan ağırlık sırasıyla listelenir; %1'in altındakiler daha sonra kendi aralarında farklı sırada yazılabilir. (Resmî Gazete)

Bir ingredient sondaysa etkisiz midir?

Hayır.

Listeden yüzdeyi bulabilir miyim?

Marka açıklamadıkça çoğu zaman kesin olarak hayır.

İlk beş ingredient en önemli olanlar mı?

Formülün ana yapısı hakkında fikir verebilirler; ancak düşük konsantrasyonda çalışan aktifler listenin daha aşağısında olabilir.

Uzun ingredient listesi kötü mü?

Hayır.

Natural daha güvenli mi?

Otomatik olarak değil. Ingredient'ın kaynağı tek başına güvenliğini belirlemez. (FDA)

Hypoallergenic alerji yapmaz mı?

Garanti değildir. Örneğin ABD'de FDA bu terim için federal bir standart veya tanım bulunmadığını belirtiyor. (FDA)

Parfum tek bir ingredient mı?

Her zaman değil. Parfüm/aromatik bileşimler genel bir terim altında bildirilebilir; belirli fragrance allergen'ları ilgili eşiklerde ayrıca listelenebilir. (Resmî Gazete)

CosIng'de görünüyorsa ingredient onaylı mı?

Hayır. Avrupa Komisyonu CosIng'in bilgilendirme amaçlı olduğunu ve bir ingredient'ın veri tabanında yer almasının kullanım onayı anlamına gelmediğini açıkça belirtiyor. (European Commission)

INCI ürünün iyi olup olmadığını söyler mi?

Tek başına hayır.

En doğru kullanım?

INCI = ürünün içindekileri anlamak için güçlü bir araç; bitmiş formülün tüm performansını çözmek için yeterli olmayan bir harita.

Yeliz G. Reading Path

Önce:

Bir serum seçerken gerçekten neye bakmalısınız?

Bağlantılı:

Niacinamide nedir?

Bağlantılı:

Retinol gerçekten ne yapar?

Bağlantılı:

Vitamin C serum gerçekten ne yapar?

Bağlantılı:

Ceramides nedir?

Bağlantılı:

Güneş kremi nasıl seçilir? SPF, UVA, UVB ve PA ne demek?

Bağlantılı:

Less, but Better: Minimalist Skincare gerçekten daha mı iyi?

Sıradaki:

Yeliz G. - Launch Library tamamlandı.

Kaynaklar ve ileri okuma

Editoryal not

Bu içerik genel bilgilendirme ve kozmetik ürün okuryazarlığı amacıyla hazırlanmıştır. Ingredient listesi kişisel alerji, dermatolojik hastalık veya ürün güvenliği konusunda profesyonel değerlendirme yerine geçmez. Bir kozmetik ürün sonrasında tekrarlayan kızarıklık, kaşıntı, şişme, yanma veya döküntü oluşuyorsa ürünü yalnızca internet ingredient analizleriyle değerlendirmek yerine dermatolojik değerlendirme gerekebilir.

İlgili Yazılar